Aşk

”Aşk derdiyle hoşem el çek ilâcımdan tabîb
Kılma dermân kim helakim zehri dermânındadır”

Yani: “Ey doktor, sen beni tedavi etmekten vazgeç. Ben aşk derdiyle mutluyum. Beni iyileştirme. Çünkü beni yok edecek olan zehir senin dermanında, yani vuslattadır”. Böyle diyor şair ve ne kadar güzel diyor. Vuslatı istemeyen bir âşık, aşkını sevgilisine bile açmaktan haya eden bir âşık, dolayısıyla haram işlemekten de uzak duran bir âşık, alnından öpülecek kadar sahici ve kutlu bir âşıktır. Böyle bir âşık gören var mı? Böyle bir aşkı hangi âlim hangi ilme dayanarak nehyedebilir ki? “Kim bir kadına âşık olur, Allah korkusuyla aşkını saklar ve bu hâl üzere ölürse şehitlerle aynı dereceye sahip olur” meâlindeki sözün sahih bir hadîs olmadığını biliyorum, ama şehitlerin derecesini tahfif etme dışında anlam bakımından bu sözün içeriğine kim itiraz edebilir ki?

Evet gerçek aşklar ölümsüzdür, gerçek âşıklar da. Işıklar ölmez. Ölenler hayvandır”” diyenYûnus ne kadar güzel demiş, değil mi? Söz bezmimizde gündem aşk olunca, şairler Fuzûlî’nin karşısında konuşmaktan haya ettiler ve sözü yine ona bıraktılar.

O ise aşk sözünü ilk sözüyle bağladı:

”Aşk imiş her ne var âlemde

İlm dedikleri kîl ü kâl imiş ancak.”

Bir yanıt yazın